Köyceğiz...

November 29, 2016

Köyceğiz; gerçekten umudun sakince insanın içine süzüldüğünü hissettirir. Işık oyunlarının günün her saatinde etrafımınız da gezindiği bu eşsiz diyarda zaman insan için yavaş doğa için ise çok hızlı akar. Yavaş olma arzusu doğanın bitmek tükenmez bilmez enerjiyle sunduklarını seyre dalar halden kaynaklanıyor olsa da, ruhen insanın içinde gezine o tarifi güç duygu her yanını kapladığında misafirinin, zaman önemsizdir, önemli olan orada olmak, ışık oyunlarının şenlendiği yakın diğer yerlere gitme arzusuyla yapılan planlardır Köyceğiz. 

 


    Köyceğiz arkasını sağlama almak isteyen bir Efe’nin edasıyla ardını Sandras Dağlarına yaslamıştır. Her ne kadar Torosların devamı niteliğinde olsa da, ne de olsa Köyceğiz’in suyundan havasından dokunmuş ve farklılaşmıştır bir miktar. İkibinbeşyüz metrelere ulaşan dorukları yılın sekiz ayı beyaza bürünmüş dede misali adlandırılmış ve en doruk zirvesine Çiçek Baba denilmiştir. Yaz sonuna doğru adına has şenlikleriyle ahalisine kucak açan Baba, ardında da öylesine bir seyir sunar ki, ilk gelenler daima ağzı açık şaşakalırlar. Hele pussuz bir gece ise orada olduğunuz an, açık ağızları kapatmak neredeyse imkansızdır. Sağ omuz yününde görünen yer Gökova Körfezidir. Yılan gibi sokulmuştur yanı başınıza, tam karşımızdaki ışıklarla sarılmış Köyceğiz Gölü. Ardındaki tepe ilk anda Ölemez sanılır ya yooo değil orası Rodos’tur ve ışıltılarıyla yanı başındaymış hissi verir. Yıldızların dostluğunda karşımıza serili o hal, sadece bakılasıdır ve sese gelmez. Ama derin nefeslerde sıkıntı yok, o kadar da şaşkınlık belirtisine izin verir Çiçek Baba. 
    Sandras dağlarında gezindikçe her köşe, her yamaç, her yeni dönemeç yeni bir sunuyla karşınızdadır. Beyaza bürülünmüş zamanda gün batımları pembe olur, gün doğumları selamlık. Dağ keçilerinin danslarına denk gelmek için sessiz olmak gerek, dikkatli olunur ve istenirse danslarına bakışlarda eşlik etmek mümkündür. Yaban yaşamı bir çok endemik türle şenlenmiştir ve tek tek yazmaya kalkılsa sayfalara ve bolca tümcelere gerek vardır. En güzeli manzaranın şenliğinde eğlenmektir. Dalmak ormanlarına, vadilerini aşmak, patikalarında yürümek ve eşsiz tatlarla karşınızda her an beliren bol sularından yudumlamak. Sedirlere dokunmak, çamları solumak meşelerin yanında dinlenmek olmalı ki düstur ; Sandras da cömert olsun kucaklasın dost olduğunu anladığı ziyaretçilerini. 
    Sandrasa ulaşmak için Köyceğiz’den ayrıldığınızda; sağ yanınızı kaplayan şehrin göbeğinde ve halen cangıl şeklinde kalabilmiş, su basar sığla ormanlarını gördüğünüzde gölün sihrinden yeni bir aleme uzandığınıza dair ilk sinyalleri de alacaksınız. Gölün sihri her yanınızdan Eros ‘un aşk okları gibi geçecektir hiç endişe etmeyin. Göl demek bu havzanın yaşamsal ana organı demektir. 
    Köyceğiz Gölü Havzası; Güney’de Dalaman Çayı bereketiyle başlar, Köyceğiz Gölü etkisiyle zirveye ulaşıp Kuzeyde Namnam Çayı’nın sihrinde nihayete erer. Dalaman Çayı bir zamanlar Köyceğiz Gölü’nü de sulamaktaymış, o dönemler göl de Akdeniz’in bir koyu olsa gerek ki rivayetler öyle, Çayın alüvyonlarıyla dolup denizin kumuyla birleşerek koyu göl haline getirince Akdeniz özlemine dayanamayarak, karar değiştirmiş gölle vedalaşıp büyük aşkı Akdeniz’e yol tutmuş, o gün bugündür süren yolculuğuyla Akdeniz ağzında yeni ve bereketli bir ova yaratmış, Dalaman Ovası adını almış ovası da. Doğal bir kale gibi Sandras Dağlarının kucakladığı Köyceğiz Gölü Havzası böylece günümüzdeki halini almış.

Facebook
Please reload

Tanıtılan Yazılar

5.Köyceğiz Bisiklet Festivali

April 26, 2019

1/1
Please reload

Son Paylaşımlar

December 3, 2016