Kaunos'ün öyküsü..!

November 29, 2016

Köyceğiz; ne Ege’dir ne de Akdeniz…

    “ Kaunos’ular bana kalırsa buranın yerlisidir. Ama kendilerinin Girit’ten gelme olduklarını söylerler. Dillerinde Karya dilinden etkiler vardır ya da Karya dilinde onların etkisi” (Heredotos)  

 Kentin kazılarında ortaya çıkan bir çok kitabede Karya alfabesinde bulunmayan harflere rastlanmıştır. Kaunos tam anlamıyla bir sınır kentidir, ne Karya’lıdır ne de Likyalı; hem Karya’lıdır hem de Likyalı. Aslında kendine hastır, tıpkım Köyceğiz gibi. Sonuçta süregelen yaşam döngüsünde, Çandır Köyü ve Köyceğiz, bir biçimde Kaunos’un devamı gibidir. Nasıl Köyceğiz günümüzde ne Egeli ne de Akdenizli ise, Kaunos’ta gününde ne Likyalı ne de Karyalı idi . Tam da sınırın göbeğinde bambaşka bir yaşam alanıdır. Aşkla kavrulmuş, umutla yeşermiş yaşam alanı. Mitolojik zamanlarda platonik aşk denildiğinde akla gelen topraklardır Kaunos. Kuruluş öyküsünde buram buram kokan aşk, karşılıksız sevdanın akıttığı göz yaşlarının suladığı topraklardır Kaunos toprakları. Öykü büyük kral Miletus’un ikiz çocuklarının öyküsüdür;
    Tanrı Apollon'un oğlu Karia kralı Miletus’un ikiz çocuklarından erkeğin ismi Kaunos , kız olanın ismi ise Biblis’dir. Mitolojiye göre çocuklar birlikte büyürler ve zamanla birbirlerine aşık olurlar. Herkesten sakladıkları  ilişkileri bebekleri doğduğunda ortaya çıkar.  Bu olaya çok sinirlenen Kral Miletus, Kaunos'u ülkesinden kovar.
  Ülkesinden kovulan Kaunos, yakın arkadaşları ve kendini sevenler ile birlikte Likya sınırlarında, günümüzdeki Köyceğiz Çandır bölgesine gelerek kendi adını taşıyan Kaunos kentini kurmuştur.
  Gelelim Byblis'e. Onun için hayat çekilmez bir durum almıştır. Babasının ve çevresindekilerin aşağılaması ve hakaretleri, bir yandan da Kaunos'a olan özlemi ile sürekli ağlamaktadır. Ağlamaktan gözpınarları kurumuştur. Öyle ki mite göre Köyceğiz'deki labirenti andıran kanallar Biblis'in gözyaşlarının aktığı yolların aşınmasından oluşmuştur.
Byblis bir çeşmeye dönüşüyor
Uzun, siyah çam dizilerinin arkasından kan rengi bir ay yükseliyor.
Zorlukla seçebiliyor Byblis.
Uzun gözlerini kaplayan ıslak bir zarmış gibi geliyor ona. 
Ormanda sonsuz bir sessizlik uyuyor.

Kocaman bir yaş damlası var sol gözünün kenarında.

Byblis hiç ağlamadı. Öyle inanıyor ki o ölmek üzere, ve iç çekiyor,
gizemli, kutsal bir huzur hissi eşlik ediyor gibi ona.

Gözyaşı genişliyor, titriyor, büyüyor ve birdenbire düşüyor yanaklarından.
Hareket etmiyor Byblis. Donup kalıyor gözleri, aydan önce.

Ve kabaran bir gözyaşı damlası daha beliriyor sol gözünün kenarında. 
Tıpkı bir önceki gibi bu da büyüyor gitgide, kirpiklerinin üzerinden kayıyor ve düşüyor.
İki yeni gözyaşı doğuyor, iki yanan damla, 
yanaklarında ıslak iki çizgi bırakarak ağzının kenarına kadar ulaşıyorlar. 
Acı-tatlı, zayıf bir tat bezdiriyor iyice bu ufaklığı.

Bir daha asla Kaunos'un eline dokunamayacak elleriyle.
asla göremeyecek parıldayan gölgeli bakışlarını, sevgilisinin yüzünü, saçlarını.
Bir daha asla sıkıca sarılıp birbirlerine aynı yatakta uyuyamayacaklar. 

Dizelerinde ölümsüzleşen hikayede aşk, platonik aşk tanımı yüz yıllarca antik yaşamda Kaunos aşkı adıyla tanımlanmış. Kentin sonu ise; yaşamının ana damarları olan limanlarını Köyceğiz Havzasının binyıllardır süregelen ve günümüzde de devam eden değişim sürecinde kaybetmesiyle son bulur. Günümüze taş anıtlarından sızan sessiz hikayeleri ve muhteşem görselleriyle kalmış sihirli bir kent olarak gelebilmiştir. Özellikle kanal boyundaki kral mezarlarının gece ve gündüz seyir keyfi, insanın andan alıp geçmişe yola koyan köprü gibidir... 

 

Facebook
Please reload

Tanıtılan Yazılar

5.Köyceğiz Bisiklet Festivali

April 26, 2019

1/1
Please reload

Son Paylaşımlar

December 3, 2016